Kripto Para

Estonya’da Kripto Merkezli Kara Para Aklama Skandalı

estonya-kara-para-aklama
İlknur Özer

2017’de benzeri görülmemiş kripto patlamasının zirvesini yaşayan Estonya, kripto şirketlerine yüzlerce lisans vererek, Avrupa Birliği’nin dijital öncüsü olmuştur. 2017 yılında Estonya, E-Residency programı kapsamında, kripto şirketlerine çalışma izni verilmesine olanak sağlamıştır.

E-Residency programı, girişimcilerin, serbest çalışanların ve dijital göçebelerin yurtdışında yaşarken veya seyahat ederken şirketlerini yönetmelerine olanak sağlayan, devlet tarafından verilmiş dijital bir kimlik ve statüdür. O zamanki gevşek kurallar, Baltık ülkesinde dahi fiziksel varlığı olmayan şirketlerin lisans almasını sağlamıştır. Sonuç olarak, üç yılda 1.400’den fazla izin verilmiştir. Ancak şimdi raporlar, Estonya’nın 220 milyar dolarlık kara para aklama skandalına yanıt olarak 500 kripto şirketinin lisansını iptal etmek için harekete geçtiğini söylüyor.

Bloomberg ile konuşurken Estonya Finansal İstihbarat Birimi başkanı Madis Reimand, lisansları iptal edilen firmaların yurtdışında dolandırıcılık yapmak için yerel kimlik bilgilerini kullanabileceğinden endişe duyduklarını belirtti.

Estonya’da Kripto Paranın Sonu mu?

Birçok yoruma göre; Estonya’da yaşananlar, kripto para birimlerinin yüksek riskli yatırımdan başka bir şey olmadığını kanıtlar nitelikte. Ancak bu durumun hâlâ kripto piyasasındaki yetersiz düzenlenmeler yüzünden kaynaklandığı yönünde farklı yorumlar da mevcut.

Reimand yaptığı açıklamada, kripto sektörüne balta vurmak amacıyla değil de kara para aklamayla ilgili riskleri ortadan kaldırmak için önlemler aldıklarını açıkladı: Piyasayı toparlamanın ilk adımını gerçekleştiriyoruz diyen Reimand ayrıca şunları da söyledi:

“Sanal para birimi sağlayıcısı, denetim makamlarının kurallarına tekrar tekrar uymazsa; bu gibi durumlarda Finansal İstihbarat Birimi, sağlayıcının yetkilerini iptal edebilir.”

Estonya’da Neler Oldu?

Estonya Mali İstihbarat Birimi, Danske Bank’ın Estonya merkezli şubesinden yüzlerce milyar doların aktığı iddiasıyla, dikkatini bankalardan kripto firmalarına çevirdi. Bu hamlesi, kripto şirketlerinin ne kadar gerçek olduğuna dikkat çekiyor. Bununla birlikte, Estonya merkezli bir finans teknolojisi avukatı açıklamasında, Baltık devletinin 220 milyar dolarlık kara para aklama skandalıyla ilgisi olmadığını ifade etti. Reimand, lisansı iptal edilen kripto şirketlerinin hiçbirinin yanlış yapmadıklarını sadece çalışma izni alındıktan sonraki altı ay içinde Estonya’da faaliyete geçemeyen şirketlerin bu baskıdan etkilendiğini açıkladı. Bilinmez ancak Danske Bank’ın Estonya şubesinin milyarlarca dolarlık bir skandala karışması, Estonya’yı günah keçisi olarak kripto firmalarını yıkmaya zorladı.

2020’de Artan Kripto Kullanımı

Danske Bank’ın para aklama skandalı geçen yıl gerçekleşmiş olsa da, Estonya’nın skandala yanıt olarak kripto şirketlerinin lisanslarını iptal etmesi, dolandırıcıların kara para aklamak için kripto kullanma girişimlerinden kaynaklanıyor.

İstihbarat firması CipherTrace raporuna göre, kara para aklayanların, iyi kurulmuş düşük riskli kripto borsalarının aksine, ABD merkezli Bitcoin ATM’lerinden yüksek riskli borsalar kullanma eğiliminde olduğunu belirtildi. Sonuç olarak, uzmanlar Bitcoin ATM’lerinin daha büyük bir risk olduğu sonucuna varmıştır.

Kripto para birimlerinin, kötü aktörler tarafından kullanımları son birkaç yılda, blok zincirlerinin anonimlikten yoksun olmasının artmasıyla azaldı. Blockchain’in altında yatan özellikler, çabalara yardımcı olma potansiyeline sahiptir. Tüm kripto cüzdanları işe alım sırasında uyumluluk gerektirirse, yetkililerin yasadışı fonları izlemesi daha kolay olacaktır. Kullanıcı gizliliğini önemli ölçüde etkilese de, böyle bir çözüm kripto endüstrisinin kötü aktörlerden arındırılarak büyümesini sağlayabilir.



Her hafta, gelen kutunuza harika kripto içerikleri almak için kaydolun.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Yorum Yap